Hayat ve insan muhteşem ikili galiba. Biri bütün hikayelere, dogmalara konu olmuş zihinsel bir kavramken diğeri bu kavram içerisinde ki başrol oyuncusu.
Bizim de kendimize göre kurup şekillendirdiğimiz bir hayat sahnesi var. Bu sahne de doğduk, büyüdük, geliştik veya her neyse. Sonra çıktık sokaklara, ilk önce arsa'da futbol oynamayı veya mahalle de sek sek atlamayı öğrendik..
Masumane bir arkadaşlık, yalansız bir samimiyeti öğrendik. Belki de böyle olması gerekiyordu sahte olanı seçebilmemiz için!
Verilen sözler oldu beyinlerde, o an ki sıcaklık ve samimiyetlerle, hepimiz inandık bunlara. Ona göre rol aldık.
Aşağılık pazarlıkların figuranları olduk bazen. Belki de öyle mutluyduk.
Mutluluk aşağılık pazarlıkların figuranı olmak mı dersin ? Belki de evet. Bu hayatın kalleşliğini başrollerde yaşamaktansa, o sahne içerisinde ki bir figuran olmak daha iyiydi aslında.
Evden çıkarken, ''anne ben bugün içki içmeye gidiyorum'' diyen kızlar, ''anne ben hayrunnisalara gidiyorum'' gülhane parkında mesai yapan kızlardan daha iyidir.
Öğreniyoruz. Öğreniyoruz. Daha yeni başladık.
